30 Temmuz 2012 Pazartesi

çok insan sığar bu satırlara...

Nasıl da eğleniyorsunuz. Merhabalarınız, memnun oldumlarınız, ağzınıza sığdıramadığınız dişlerinizle kocaman gülümsemeleriniz... “Bak canım bu bu canım, bu da sana bahsetmiştim ya hani aa evet tabi” li takdimleriniz, dar masaların çevresinde gittikçe genişleyen kalabalıklarınız.. Onu okudum, bunu duydum aldım ama daha okuyamadım'lı çok satan kitap listeli sohbetleriniz... Dinledikçe büyüyen göz bebekleriniz, içinizden geçirdikleriniz, tutkularınız, beklentileriniz, kıskançlıklarınız, kurnazlıklarınız ve entrikalarınız ve topuklu ayakkabılarınız ve parça tesirli yalanlarınız... 
Efsanevi iç çatışmalardan sonra geliştirdiğiniz insanseverliğiniz ve hobileriniz ve fobileriniz ve kompleksleriniz, mendil satan çocuklara iğrenik bir şefkatle bakan gözleriniz, çakmaklarınız, tabakalarınız, çantalarınız ve onbeş dakikalık hoşlanmalarınız.. Lacan’lı, Derrida’lı, Althusser’li post-modern sohbetleriniz ve sonra kalkıp bara gitmeleriniz, içkileriniz, mezeleriniz ve güzel ülkemiz için üzülmeleriniz ve üzüldükçe birbirinize sokulmalarınız, sokula sokula kaynaşmalarınız ve sarılmalarınız ve yalpalayarak eve gitmeleriniz ve kusmalarınız ve sevişmeleriniz ve kavgalarınız ve çabucak barışmalarınız ve tekrar sevişmeleriniz ve önce sarılıp sonra sıkılıp sırtınızı birbirinize dönerek uyumalarınızla siz.. 

Ah canım insanlar... Sorarım size: Sizinle biz birbirimizi nasıl anlayabiliriz?

Ali Lidar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder