10 Kasım 2011 Perşembe

Apê ...

sen kokan hiçbir günde güçlü olmak ve dayanmak zorunda değilim!
senden bahsettiğimde içimin nasıl yandığını saklamak zorunda da değilim.zaten beceremiyorum.6 yıl oldu ve ben ne zaman senden bahsetsem uzun bir yolculuğa çıkmış yoldaşımı bekler gibi bekliyorum seni...
ilk kütüphanene girdiğim gün,henüz boyum üst raflara yetişmezken beni kucağına alıp ''seç bakalım?'' dediğin o gün...miladımdır benim.şanslıydım;insanlar çocuklarına kendi hayatlarını dayatmaya çalışırken, senin bana seçme şansı vermen her çocuğun dilediği bir yaşamdı,biliyordum.ve ben o günden sonra ne kitapları ne de kalemi bırakabildim elimden...
özlemeyi,sabretmeyi,beklemeyi,yazmayı sen öğrettin bana.her şeyi öğrettin ama kabullenmeyi öğretemedin!
ne zaman görmek istesem seni gidiyorum 'o kapıya'.bekliyorum...aynı büfeden akide şekeri alıyorum.sen yiyemezdin,bende elime yüzüme bulaştırırdım,ağzım burnum yapış yapış olurdu da sen büyük bir keyifle beni izlerdin hani...ben de yemiyorum artık.alıp çocuklara dağıtıyorum akide şekerini.ben yiyince zehir oluyor ağzımda,çocukları izlediğimde ise yedi renk... şimdi ben gülümsüyorum çocuklara, senin bana gülümsediğin gibi.bekliyorum...gelmiyorsun.çıkıyorum o sokaktan gidip demli bir çay içiyorum,ısınmıyor içim.bekliyorum...
o lanet nisan gününe inat her on kasımda binlerce kez geçiyorum içinden ;
rojbûna te pîroz be apê...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder