10 Mayıs 2011 Salı

sen mutluluğun resmini çizemezsin Abidin;ama biz mutluluğun fotoğrafını çekeriz!

çok sevdiğim insanları kelimelere sığdıramadım hiçbir zaman.fazlasıyla hayal kurar ve hayalimi gerçekleştirmek için bir fırsat çıkarsa karşıma hemen uzaklaşırım oradan.bundan dört ay önce de aynısını yapmıştım.hayalimde öyle bir Sırrı Süreyya Önder yaratmıştım ki ''Sırrı Baba'm'' diyordum ondan bahsederken.ve o iki adım önümdeydi bense cümle bile kuramamıştım.sonra Kerem, Sırrı Abi'yi İstanbul'da bir kafede görmüş, hemen beni aramıştı konuşmak ister misin Gulan diye...''sorulur mu Kerem tabiki isterim!'' dememle Sırrı Abi'nin sesini duymam bir olmuştu.''Abi ben Gulan.en son siyasalda karşılaştık ama cümle kuramadım seni görünce deyiverdim.o da ''bir dahaki buluşmada hemen geliyorsun yanıma.'' demişti o sıcacık şivesiyle...

10 Mayıs 2011.bugün tüm cesaretimi topladım ve söyleşi bitiminde fırladık Aslı'yla Sırrı Abi'nin yanına.her zaman fotoğraf çektirmek için sıraya giren insanlara gülerken şimdi ben de aynı durumdaydım ve hiç umrumda değildi. :) yanında olmak,sesini duymak apayrı iken birde hayal ile gerçeğin aynı olduğunu anlayınca evet dedim mutluluk tam olarak bu!




 
o duymadı,yüzüne de söyleyemedim ama içimden bir kez daha ''Sırrı Baba'' deyiverdim.

her acıyı,her sıkıntıyı tatlı diliyle anlatan Sırrı Abi...sen girersen o meclisin kapısından işte o zaman bizim meclisimiz diyebileceğim,bizim vekilimiz diyeceğim.tüm ötekileştirilenlerin acılarını alıp o koca yüreğinde biriktirip dökerken kağıda,perdeye artık güzel günleri görebilmek adına, o kürsüden konuşurken sen yine sessizce söyleyeceğim içimden ''bu mecliste bizim yüreğimizi,acılarımızı,umutlarımızı taşıyan biri var artık.hoşgeldin Sırrı Baba'm...''

ve Sırrı Abi'yle gelen bir güzel yürek daha.her günümüz böyle olsun Aslı'm hoşgeldin...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder